17 Mayıs 2026 Pazar

Zonguldak

Çaycuma Eğitim Sen 
20. Uçurtma Şenliği 
16 Mayıs 2026

































 F: İbrahim  Akyürek  

Sen, problemsin.

 

Tüm zamanların suçlusu: İnsan

Küresel ısınma haber ve yorumlarında ısınmaya yol açan nedenler sıralanırken insan faaliyetlerinden söz etmek moda oldu.
 
Faaliyet içindeki insan çerçevesine hükümetler, devletler, şirketler giriyor mu?
 
Trafik kazaları, tükenmekte olan su kaynakları, kirlenen çevre olduğunda da tüm uyarılar insana seslenir. Bu konulardaki çağrılara, haberlere, broşürlere, söyleşilere egemen olan dil; biz sıradan insanların uyarılıp, eğitilmesini görev edinir. “Sivil toplum kuruluşları” da çalışmalarında bu egemen dili paylaşırlar. Şirket, devlet, yerel yönetim bürokrasisinin insanı çocuk yerine koyan, öğüt veren, neleri yapıp, nelerden kaçınmamızı sıralayan dilini çoğaltırlar.
 
Aşağıdakiler birbirini felaketlerin, sorunların ana nedeni olarak görür, işaret parmaklarını birbirine uzatarak; “terbiyeli ol, kurallara uy, denileni yap” der gibidir.
 
Daha yakınlarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “bilinçsiz” su tüketimine dikkat çeken çizgili reklamları yayınlandı. Dişler fırçalanırken, çiçekler sulanırken, bulaşıklar yıkanırken uyulması gereken kurallar çocuklar üzerinden sıralandı. Toplumun çocuksuluğa geriletilerek kontrol altında tutulması sanki pekiştirilmek istendi. 
Şişli Belediyesi de “Damlaya Damlaya Çöl Olur” kampanyası başlattı. Belediye Başkanı, gazetesinde baştan suçluyu gösterdi: “50 yıldaki küresel ısınmanın nedeni yüzde 90 insan, küresel ısınmanın nedeni insanlığın gezegenimizi kötü ve müsrif kullanması”.
 
İzmir’in; Şişli’nin kocaman otellerinde, lüks evlerinde, dev alışveriş merkezlerinde, fabrikalarında, belediyenin-devletin su işleri bürokrasisinde hangi faaliyetlerin döndüğünü merak etmek üstümüze düşmeyen vazifelerdir.
 
İşyerimin bulunduğu binada ana giriş merdiveninin ışığını gündüz saatlerinde tasarruf adına söndüren Saadet Partili komşuma enerji piyasasında neler döndüğünü de merak etmesini; asıl, büyük tasarrufun böyle başlayabileceğini, bize günlük eziyet çektirmemesini anımsattığımda; “siyaset yapma” telkininde bulundu.
  
Siyasetin parçası olan enerji ve su kaynaklarının seçimi, alınacak önlemler konusunda karar vermeyi partili neferlere devreden, halk-millet-yurttaş denen büyük çoğunluğa da elektrik düğmeleri, su muslukları başında özverinin hazzı ile suçluluk duygusu arasında gidip gelmek kalıyor. Oysa, J.Baudrilard bize “suçluluk duygusu, felaketin doğal olarak bizde uyandırdığı haz etkisinin merkezcil dalgasından başka bir şey değil” demiş; felaketten değil, kötülükten yola çıkmamızı önermişti.
 
John McKnight
John McKnight, “Profesyoneller İktidarı” kitabında, kötülük düzeninin bizi hep suçlu, kusurlu hissettirmesini şu satırlarla açıklar;
 
“Servis sistemleri müşterisine şu üç fikri telkin etmektedir:
Sen kusuru, eksiği olan birisin
Sen, problemsin.
Sen, bir problem koleksiyonuna sahipsin.”


Belediye başkanınız, köşe yazarınız, öğretmeniniz, muhtarınız, çevreciniz, partiniz ister laikçi, ister şeriatçı, ister eski-yeni liberal olsun; nedenler ile sonuçlar arasındaki bağı kurmanıza kesinlikle izin verilmeyecek; kendinizi suçlu, kusurlu bulmanız araçsallaştırılmış akıl ve din oyunlarıyla garantiye alınacaktır.

Peki, bu arada Vatikan ve Diyanet İşleri ne işe yarar?
 
Daha geçenlerde Vatikan trafik kazalarıyla ilgili uyulması gereken 10 emir yayınladı. Hepsi araç başındaki kullara yönelik. Otomotıv endüstrisini, petrol şirketlerini, devletleri, hükümetleri, kiliseleri çekip çeviren bir avuç profesyonel azmana yönelik tek emir yok.
 
Erich Fromm, “Özgürlükten Kaçış” kitabında Protestanlığın insanda ruhsal olarak olarak hazırladığı çilecilik ve bireysel önemsizlik ruhunu kapitalizmin derinleştirdiğini savunur. Noam Chomsky de, “insanların kendilerini çaresiz hissetmeleri için büyük çabalar harcanıyor” demeden edemez (Amerikan Muhalifleri Konuşuyor).
 
Suçluluğu içimize aldığımızda ise, bizim gibi yaşayanlara büyüklük taslamak, iktidarı çoğaltarak aktarmak kaçınılmaz oluyor.
 
Görünmez İktidar artık duşun, musluğun, çamaşır makinasının, hortumun, diş fırçasının, “hayırsever” örgütlerin kampanyalarındadır.
 
İktidar oyunlarında ele kolay gelen, iknası en ucuz ve ne yazık ki en etkili araç sanatçıdır. Ali Poyrazoğlu, Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde ve Alem FM’de, üşenmemiş evde suyu kurtarmanın 10 maddesini ciddi ciddi, uzun uzun açıklamış. Bu yolla ev başına 140 ton kurtarılabilirmiş.
 
Sanatçımız, bulaştığı ilişkilerin dayanıksızlığını, kabullendiği suçluluk duygusunu idealizme bulayıp okurunu-dinleyicisini terbiyelemeyi umuyor.
  
Oysa, Poyrazoğlu’nun kendine ve bize eziyet etmesine gerek yok. Çünkü, nükleer denemeleri o yapmadı, petrol, ilaç, otomotiv, silah, banka, medya devlerinin hisseleriyle O’nun doğrudan hiç ilişkisi olmadı.
  

 

 İbrahim Akyürek  2007  Sendika.org


13 Mayıs 2026 Çarşamba

Çok basit önlemler varken zoru başardılar.

 


301 madencinin öldüğü Soma’nın yıl dönümü 
Nefes’ten Nisanur Yıldırım’ın haberine göre, faciada oğlu Uğur Çolak’ı kaybeden ve aynı zamanda Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı olan emekli madenci İsmail Çolak, oğlunun kaybını şöyle anlattı: “Biz evlatlarımızı kaybedince adaleti de göçükte bıraktık. Oğlum benim ilk göz ağrımdı, sevdamdı. Baba oğuldan öteydik. Aç kapitalizm, çocuğumuzu bizden kopardı. Çok basit önlemler varken zoru başardılar. İşçi sağlığı ve iş güvenliklerine dikkat etmiş olsalardı bunlar yaşanmazdı. Hiçbir işçi, iş yerlerinde öldürülmemeli. İnsanların çıkarılan madenlerden daha kıymetli olduğu anlaşılmalı.”

 

12 Mayıs 2026 Salı

SOMA BERGAMA AYVALIK

Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında Kültür Sanat Projesi 

Çelişkiler, Olasılıklar Ve Ütopyalar Arasında kültür sanat projesinin üç gün sürecek etkinlik programı 5,6,7 Haziran’da Soma ve Bergama’da gerçekleşiyor.

Çelişkiler, Olasılıklar Ve Ütopyalar Arasında kültür sanat projesi, 2014 yılındaki maden faciasından sonra akademik çabaların da merkezi haline gelen Soma’da kömürden çıkış, yenilenebilir enerjiye geçiş sürecini “çevre adaleti” kavramı etrafında ele alırken, Soma’ya yakın konumda bulunan Bergama ve Ayvalık’ta açılan yenilenebilir enerji santrallerinin yerele olan etkisini de “mülksüzleştirme” kavramı etrafında transdisipliner bir yöntemle ele alarak tartışıyor. 

                                     

 

11 Mayıs 2026 Pazartesi

Sansür

 

BBC'nin yayınlamadığı Gazze belgeseli BAFTA ödülü kazandı

Britanya’nın kamu yayıncısı BBC, 20 Haziran 2025’te Gazze’deki sağlık çalışanlarını konu alan ‘Gazze: Saldırı Altındaki Doktorlar’ adlı belgeselin yayınını ‘tarafsızlık ilkesiyle ilgili endişeleri’ gerekçe gösterip iptal etmişti. Belgesel bu iptal üzerine Channel 4 kanalında yayınlanmıştı.

Yapım şirketi ‘Basement Films’ belgeselin en az altı kez yayın tarihi aldığı ve kapsamlı denetim sürecinden geçtiğini aktarmıştı. Şirketin kurucusu Ben de Pear, BBC’yi gazeteciliğe engel olmak ve sesleri susturmakla suçlamıştı. Belgesel, ilk olarak BBC tarafından sipariş edilmişti. 

Gazze belgeseli, BAFTA TV Ödülleri’nde ‘en iyi güncel olaylar yapımı’ ödülünü kazandı. 

Savunma saldırıyor

 

  İsrail’e karşıyız dedikse o kadar da demedik 

Sayabildiğim kadarıyla, fuarda Türk şirketlerin 776 farklı standı vardı. Ev sahibi olarak doğal, en büyük katılımdı. Ancak söyledim ya... 1700’ün üzerindeki katılımcının geri kalanını 120’nin üzerindeki ülke oluşturuyordu. Elbette aralarında başta ABD ve İngiltere olmak üzere İsrail’in müttefikleri olanlar başı çekiyordu. Örnek olsun... ABD’den saydığım kadarıyla 133 şirketin standı, İngiltere’nin 46 standı vardı.

Gelelim asıl meseleye…

Mesela 1. salondaki İngiliz BAE Systems... Şirket; İsrail’in en büyük tedarikçilerinden biri. Savaş uçakları, mühimmatlar, füze fırlatma kitleri ve zırhlı araçlar için bileşenler de dahil olmak üzere çok sayıda savaş malzemesi satıyor. Beyaz fosfor imalinde kullanılan madde ithaliyle bile suçlanıyor.

Mesela 4. salondaki ABD’li L3Harris. Amerikan savunma devi L3Harris, İsrail ordusunun en büyük silah sağlayıcılarından. İsrail’in elindeki F-35 savaş uçakları için 1.600’den fazla bileşen üretiyor. Yakın zamanda İsrail ordusuna yeni tip bir hava saldırı aracı üretmek için anlaşma yaptı.

Mesela 1. salondaki İtalyan Leonardo. İsrail ordusunun M-346 eğitim uçaklarında, zırhlı savaş araçlarında, eğitim helikopterlerinde, donanma için deniz toplarında ve bunlara entegre koruma sistemlerinin geliştirilmesinde Leonardo’nun payı var.

  Bu fuar Türkiye’de değil İspanya’da olsa muhtemelen kapısının önünde binlerce protestocu olacaktı. İspanya hükümeti de İsrail karşıtlığı ile bilindiği için fuarı engellemese de protestoculara müsaade etmek durumunda kalacaktı.

Nereden biliyorsun, derseniz...

SAHA 2026’nın medya partneri Anadolu Ajansı’ndan (AA) derim. Ajansın arşivini açıyorum. BAE System yazıyorum. “İsrail’e silah satışı yapan İngiliz savunma şirketi BAE Systems, Londra’da protesto edildi” haberi beni karşılıyor. L3Harris yazıyorum. “Trump silah üretim hızının artırılması için savunma şirketleriyle görüştü” haberini okuyorum. Leonardo yazıyorum. “İsrail’e askeri malzeme satan şirketin Londra’daki merkezi kırmızı boyalarla protesto edildi” haberini görüyorum. Repkon yazıyorum. “ABD, İsrail’e 151.8 milyon dolarlık silah satışını onayladı” haberi var. Thales yazıyorum “İsrail’e silah satan Fransız şirketin Londra’daki merkezi kırmızı boyayla protesto edildi” haberi orada duruyor.  

Barış Terkoğlu   Cumhuriyet  

              

Gizli ticaretin tanığı anlattı: Sinyali kapattık, Mısır gösterip İsrail'e gittik, aldığımız yükü Türkiye'ye bıraktık

Buluşma


8 Mayıs 2026 Cuma

İtalya

Venedik Bienali ‘Gazze soykırımı’nı protesto greviyle başladı: Soykırım normalleştirilemez, İsrail bienalden çıkarılsın!

 

Grevin hedefi İsrail pavyonu ve çalışma koşulları

Eylem, hem kurumsal politikaları hem de çalışma koşullarını hedef alıyor.

ANGA tarafından yapılan çağrıda, Gazze’deki askeri operasyonları devam eden İsrail’in Bienal’e katılımının "soykırımın normalleştirilmesi" olduğu ifade edildi. İsrail’in etkinlikten tamamen çıkarılması talep edilirken protestoların odağında İsrail’e Arsenale’de tahsis edilen mekan var.

Grevin diğer bir temel motivasyonu ise sanat dünyasındaki güvencesiz emek sorunu. Sergi görevlileri, küratoryal asistanlar ve diğer saha çalışanlarının düşük ücretleri, geçici sözleşmeleri ve özlük haklarına dair talepler, İtalyan işçi sendikaları ADL Cobas, USB ve CUB tarafından destekleniyor.

Uluslararası jüri istifa etmişti

Bienal yönetimi, grevden önce de ciddi bir krizle karşı karşıya kalmış, nisan ayı sonunda Solange Oliveira Farkas başkanlığındaki Uluslararası Jüri üyeleri Zoe Butt, Elvira Dyangani Ose, Marta Kuzma ve Giovanna Zapperi toplu olarak istifa etmişti. Jüri üyelerinin istifasına İsrail ve Rusya’nın Venedik Bienali’ne katılımı konusundaki siyasi baskılar ve kurumun bu süreçteki tutumunun neden olduğu ifade edilmişti.

Eğitim

 Sergi Odası'nda fotoğraf ve kompoziyon atölyesi

Fotoğrafçı İbrahim Akyürek’in eğitmeni olduğu atölye 15 Mayıs 2026 Cuma günü gerçekleşecek.

Atölye, görsel örneklerle “Fotoğrafta görme ve kompozisyon” bilgisini kapsayacak. Altmış dakikalık, katılımın ücretsiz olduğu atölye saat 18.00-19.00 arası yapılacak.

Atölye eğitmeni İbrahim Akyürek uzun yıllar Zonguldak’ta birçok okulda ve Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) çatısı altında bilgi ve deneyimlerini paylaştı.

Fotoğraf makinasının istenmediği, teknik bilgi dışında sadece görme becerisi ve fotoğraf duygusunun aktarılacağı atölye öğrencilerine katılım belgesi ve bir fotoğraf yayını verilecek.

Sergi Odası, Mithatpaşa Mah. Zübeyde H. Cad. 19 Arı İşhanı Kat 1 (Nisa Eczanesi Üstü) Merkez- Zonguldak, 0552 331 3847, 67sergi@gmail.com  

Eğitim