3 Haziran 2026 Çarşamba

emeğin değeri giderek görünmez hale getirilmektedir.

 

Kültür ve sanat emekçilerine yönelik adaletsizlik derinleşiyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı sanat kurumlarında yıllardır sürdürülen çalışma düzeni artık açık bir hak kaybı ve güvencesizleştirme politikası haline gelmiştir. Aynı sahnede, aynı üretimin içinde yer alan sanat emekçileri; farklı statüler, eşitsiz çalışma koşulları ve parçalı istihdam biçimleri üzerinden ayrıştırılmakta, emeğin değeri giderek görünmez hale getirilmektedir. Bu tablo yalnızca çalışanları değil, kamusal sanat anlayışını da zayıflatmaktadır.

 Daha da çarpıcı olan ise bu uygulamanın özel sektörde değil, doğrudan bir kamu kurumu eliyle sürdürülmesidir. Özel sektörde gerçekleştiğinde açık bir hak gaspı ve muvazaa örneği olarak değerlendirilecek bu uygulamalar, sanat emekçileri söz konusu olduğunda devlet eliyle olağanlaştırılmaktadır.

 Bugün “figürasyon” kapsamında değerlendirilen birçok sanat emekçisi yalnızca sahnenin arka planında yer alan kişiler değildir. Sanat eğitimini tamamlayan bu emekçiler, yoğun prova süreçlerine katılmakta, sahnenin akışında belirleyici roller üstlenmekte, kimi zaman başrol düzeyinde sorumluluk taşıyan performanslar sergilemektedir. Ancak ortaya konulan bu emeğe rağmen ücretlendirme, özlük hakları ve çalışma güvencesi bakımından hâlâ “figüran” statüsü üzerinden değerlendirilmektedir.

 Kadrolu sanatçılar açısından da tablo farklı değildir. Maaşlara eklenen seyyanen ödemeler ve çeşitli ek gelirler emekli maaşı hesabına dahil edilmediği için sanatçılar emeklilikte ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıya kalmaktadır. Yıllarını sahneye, eğitime ve sanatsal üretime vermiş emekçiler, emeklilik dönemlerinde yoksulluk riskiyle baş başa bırakılmaktadır.

Kültür ve sanat kurumları; güvencesiz, parçalı ve piyasacı çalışma modelleriyle ayakta tutulamaz. Sanat kurumları şirket değildir; sanat emekçileri de geçici ve esnek iş gücü olarak görülemez.

Taleplerimiz nettir: