28 Mayıs 2026 Perşembe

sosyal statü

2053 net sıfır yolunda Türkiye'nin ulaşım sınavı: Karayolu bağımlılığından nasıl kurtuluruz?

Bu yıl COP 31 iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye'nin, 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için küresel emisyonların yaklaşık yüzde 25'inden sorumlu olan ulaşım sektöründe kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerekiyor.

Ancak Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden (ODTÜ) Prof. Dr. Hediye Tüydeş Yaman ve Dr. Gülçin Dalkıç Melek'in Journal of Transport Geography dergisinde yayımlanan araştırması, bu dönüşümün önünde sadece teknik değil, sosyokültürel ve yapısal engellerin de bulunduğunu ortaya koyuyor.

Dönüşümü yavaşlatan temel engeller

Araştırmaya göre, ekonomik büyüme ve artan gelir düzeyiyle birlikte Türkiye'de ulaşım talebi hızla artarken, bu talep büyük ölçüde özel araç kullanımına yöneliyor. Otomobilin yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda bir sosyal statü göstergesi olarak görülmesi ve kent içi toplu taşıma sistemlerinin konfor, güvenlik ve erişilebilirlik açısından yetersiz bulunması özel araç sahipliğini hızla artırıyor.

Karayolu odaklı politikalar dönüşümü sınırlıyor

Öte yandan, kırsaldan kente göçle hızlanan plansız kentleşme ve şehirlerin yatay büyümesi, ulaşım mesafelerini uzatarak toplu taşıma planlamasını zorlaştırıyor ve özel araç kullanımını daha "zorunlu" hale getiriyor. Türkiye'de ulaşım altyapısının uzun yıllardır karayolu odaklı gelişmesi ve demiryollarının ihmal edilmesi de emisyonların yüksek kalmasına neden olan temel faktörler arasında. Araştırmacılar ayrıca, havayolu taşımacılığına sağlanan dolaylı teşvikler ve düşük vergi uygulamalarının, daha çevreci olan demiryolu ve denizyolu taşımacılığı karşısında yüksek emisyonlu ulaşımın rekabet gücünü artırdığına dikkat çekiyor. Veri toplama eksiklikleri, kurumlar arası koordinasyon sorunları ve ölçülebilir politika hedeflerinin olmaması da süreçteki kurumsal engeller olarak öne çıkıyor.

Özer Akdemir    Evrensel