Sansürün evrimi: Yakılan kitaplardan görünmez haberlere
İnternet çağı öncesinde sansür üzerine düşündüğümüzde akla yasaklanan kitaplar, toplatılan gazeteler ve kapatılan yayınevleri gelirdi. Zamanla sansürün de iktidar kadar yaratıcı olduğunu, koşullara göre biçim değiştirdiğini gördük. Eskiden kitapları toplatıp meydanlarda yakanlar vardı, bugün ise "istenmeyen" haberlerin görünmez olması yeterli görülüyor. Araçlar değişse de amaç aynı kalıyor: Toplumun neyi bileceğinAlgoritmalar çağında sansür
Bugün ise sansür çoğu zaman ne devlet memurunun kırmızı kaleminde ne de bir mahkeme mühründe karşımıza çıkıyor. Arama motorlarının sonuçlarında kaybolan haberler, dava tehdidi altında bırakılan gazeteciler, ekonomik baskılar nedeniyle sürdürülemez hale gelen araştırmalar ve sosyal medya algoritmaları aracılığıyla dolaşımı kısıtlanan içerikler yeni dönemin araçları haline geldi. Artık mesele bir haberi tamamen ortadan kaldırmak kadar, onun yeterince kişiye ulaşmasını engellemekten geçiyor.
Dijital çağın sansürü çoğu zaman sessiz ve gürültüsüz oluyor. Kitap yakmadan, yasak listeleri yayımlanmadan; bunun yerine haberleri gölgeleyip okuyucuya ulaşmasının önüne geçerek... Bu nedenle bu çağın sansürünün daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Zira susturulan bir ses fark edilir, ama duyulmayan bir ses çoğu zaman fark edilmez.
Bahar Akpınar Kısa Dalga
