16 Haziran 2026 Salı

resim

      

Kömür taşıyan madenci kadınlar (Vincent Van Gogh, 1882)

ÜNLÜ RESSAM VAN GOGH’UN MEKTUPLARINDA KÖMÜR İŞÇİLERİ (MADENCİLER): “KARANLIKTAN VARILIR IŞIĞA”
   «Kömür Madeninde» adlı küçük desen pek o kadar önemli değil, ama hiç düşünmeden çiziverdim işte onu, çünkü madende çalışan bir sürü adamlar görüyorum burda, belli niteliği olan bir topluluk bu. Gördüğün evceğiz iskele yolunun üstündedir, büyük bir atölyeye bitişik küçük bir kahvehanedir aslında, işçiler paydos saatinde oraya ekmeklerini yemeğe ve bir bardak bira içmeye gelirler.

   Bir zamanlar, İngiltere’de maden ocaklarının işçileri arasında papaz olmak için dilekçe vermiştim, ama kabul edilmedi, en azından yirmi beş yaşında olmam gerektiği ileri sürüldü. Bilirsin ki, yalnız İncil’in değil, bütün Kutsal Kitabın en köklü, en esaslı gerçeklerinden biri «Karanlıkta Parlayan Işıktır».

   Sabah kar altında kömür madenine giden kadın erkek madenciler gördüm; dikenli bir çit boyunca uzanan bir patikada yürürken, gölgeleri hayal meyal seziliyordu alaca karanlıkta; arkada madenin büyük yapıları ve hurda demir yığınları birer karaltı olarak süzülüyordu havada.
   Marcasse dedikleri burası çevrenin en eski ve en tehlikeli madenlerinden biriymiş. Çok belâlı sayılıyor, çünkü inişte de çıkışta da boğucu havası ve grizu patlamaları, bir de yeraltında akan sular ve eski galerilerin çökmesi yüzünden birçok kazalar olurmuş bu madende. Kapkara bir yer burası, bütün çevresi de ilk bakışta donuk ve kasvetli.

https://www.cafrande.org/van-goghun-mektuplarinda-komur-iscileri-madenciler/ 


 İşçilerle tanışma

“Orta sınıftan gelen Van Gogh hayatında ilk kez işçilerle tanışıyordu. Bunlar cahil ve yoksul insanlardı; tehlikeli ve ağır işlerde çalışıyorlardı. Ama Van Gogh açısından onların basit yaşam tarzlarında daha büyük bir gerçeğin saklı olduğunu düşünüyordu. Ressam olduktan sonra konularını oradan seçti. Hayran olduğu Jean-François Millet gibi o da işçilerin yaşamını resme dökmek istiyordu. Bu konu onun için hep önemli oldu. Van Gogh Borinage’de kendisini etkileyen günlük sade yaşam tarzı ve kır yoksullarının yanı sıra orada “ilk kez doğa çalışmaya” başladığını söylüyordu. Van Heugten’a göre, “Madencilerin oturduğu basit kulübeler iyi bir örnek. İlk iki çiziminde bu kulübeleri konu aldı ve kariyeri boyunca bu onun için önemli bir tema oldu”