29 Ocak 2026 Perşembe
kitap
Yapay zekâyı eğitmek için milyonlarca kitap imha edildi
Yapay zekâ şirketi Anthropic’in, sohbet robotu Claude’u eğitmek için milyonlarca basılı kitabı satın alıp taradıktan sonra imha ettiği ortaya çıktı.
Bilgi, Anthropic aleyhine açılan bir telif hakkı davasında mahkeme kayıtlarının kamuoyuna açılmasıyla gün yüzüne çıktı. Belgelerde, şirketin kitapları dijital ortama aktarmak amacıyla ciltlerini sökerek sayfa sayfa taradığı, işlem tamamlandıktan sonra ise fiziksel kopyaları attığı belirtildi.
Mahkeme dosyalarına göre bu çalışma, Anthropic’in 2024 yılında başlattığı ve “Project Panama” adı verilen gizli bir proje kapsamında yürütüldü. Projenin amacı, "yapay zekâ modelini eğitmek için mümkün olduğunca geniş bir kitap arşivi oluşturmak" olarak açıklandı.
Belgeler, şirketin bu yöntemi özellikle tercih ettiğini, çünkü kitapları satın alıp taramanın, yazarlarla tek tek lisans anlaşması yapmaktan daha hızlı ve pratik görüldüğünü ortaya koydu. Ancak bu yaklaşımın telif haklarını ihlâl edip etmediği, açılan davaların temelini oluşturuyor.
28 Ocak 2026 Çarşamba
24 Ocak 2026 Cumartesi
23 Ocak 2026 Cuma
Devrek
Zonguldak’ın Devrek ilçesine bağlı Yağmurca Köyü sakinleri, bölgelerine yapılması planlanan Hidroelektrik Santral (HES) projelerine karşı kamuoyu bilgilendirme toplantısı düzenlemeye hazırlanıyor.“Doğamız kaybolmasın, suyumuz yok olmasın” sloganıyla hareket eden köylüler, 25 Ocak 2026 Pazar günü saat 14.00’te köy meydanında bir araya gelecek.
Yağmurca Köyü adına süreci yürüten Caner Gökçe, Devrek Kaymakamlığı’na yapılan başvurunun onaylandığını açıkladı. Gökçe, tüm yasal izinlerin alındığını belirterek, “Demokratik haklarımızı kullanmak üzere tüm hemşehrilerimizi birlik ve dayanışma içinde köy meydanına davet ediyoruz” dedi.
Köylüler, HES projelerinin doğaya, tarım alanlarına ve yaşam alanlarına zarar vereceğini savunarak, kültürel bağların ve komşuluk ilişkilerinin zedelenmemesi için seslerini yükselteceklerini ifade etti.
20 Ocak 2026 Salı
19 Ocak 2026 Pazartesi
18 Ocak 2026 Pazar
Sürekli
Sürekli başkalarının acısına bakmak bizi daha duyarlı yapar mı?
Neyse uzatmayalım, böyle kaya kaya bakarken İran ile ilgili bir haber geçtim, İtalyanca bir dil postu, ardından Trump’ı gördüm, bir işçi ile tartışıyor ve ona el hareketleri yapıyor, ardından bir konser, Londra’da bir senfoni orkestrası Türkçe bir şarkı çalıyor, ardından bir idam haberi ve hemen arkasından bir LGS kursu reklamı. Ben az evvel ne okudum diyerek hemen birkaç önceki postu germeye çalıştım ve idam haberini bulup, okudum. İran’dan gelen yürek dağlayan önceki haberlerden biri değildi bu, bu bambaşka bir boyut aldığını gösteriyordu oradaki durumun. Sabah da cenazeleri teslim etmek için yüklü paralar istendiğini görmüş ve hatta İranlı iki arkadaşımın paylaştıkları makale ve haberleri okumuştum. Bilmiyor değildim, okumuştum hepsini, haberim vardı ama nasıl hayatıma bunları hiç bilmiyor gibi devam edebiliyordum, ne oluyordu bana? İçimi dağlayan bir haberin hemen ardından başka bir şeye nasıl geçebiliyordum?
Susan Sontag, başkalarının acısına bakmanın bizi kendiliğinden daha iyi, daha ahlaklı ya da daha duyarlı kılmadığını söylerken aslında bakmanın kendisini değil, bakmanın koşullarını tartışıyordu. Görüntünün tek başına etik bir eylem olmadığını, hatta çoğu zaman bir rahatlama işlevi gördüğünü hatırlatıyordu. Acıya bakarız, etkileniriz, sonra hayatımıza devam ederiz. Bugün bu döngü eskisinden çok daha hızlı. Acı, artık akışın içinde tüketilip geçilen bir durak gibi. Çünkü görmenin fazlası, anlamın aşınmasıyla sonuçlanabilir ancak. Sürekli maruz kalmak, duyarlılığı yönetilebilir, tolere edilebilir, hatta görmezden gelinebilir kılıyor sadece.
Aslı Kotaman T24
O yangın...
Bu ülkede 36’sı çocuk 78 insan göz göre göre yandı. Tek bir yetkili, sorumluluk üstlenmedi. Geride kalanlar yakınları unutulmasın, adalet yerini bulsun diye çırpınıyor. Kartalkaya faciasının yıldönümünde yalnız kalmamalılar.O yangın bir yıldır hiç sönmedi
ANMAK SORUMLULUKTUR
Kartalkaya’da yitirilenler için de birinci yıldönümü nedeniyle bir dizi anma gerçekleştirilecek. Onlardan ilki bugün saat 09.30’da Caddebostan Migros önünde başlayacak. Katılımcılar yapılan açıklamaların ardından sahilden Bostancı’ya doğru koşacak ya da yürüyecek.
Sadece onlar için değil, Maraş depreminde yitirilenler için de yapılacak bu koşu ve yürüyüş. Kartalkaya ailelerinin kurduğu “Başka Canımız Yok” platformu, ‘Adalet Peşinde Aileleri” ve ‘Şampiyon melekleri yaşatma derneği” ve KIZÇEV anmada yer alıyor. Anma için yapılan çağrıda şöyle denildi: “Bugün Kahraman Maraş merkezli depremlerde ve Kartalkaya’da yitirdiklerimizi anıyoruz. Anmak, yalnızca “başka canımız yok” diyerek yüksek sesle haykırmak değildir. Anmak, yalnızca “adalet arayan ailelerin” yanında olmak ya da “Şampiyon Melekleri yaşatmak” için çabalamak da değildir. Anmak, her şeyden önce ahlaki bir sorumluluktur. Olan biteni görmezden gelmek, susmak, unutmaya katkı sunmak demektir. Ve unutma başladığında, etik de yara alır.”
17 Ocak 2026 Cumartesi
Emekli
EYT’liler Dahil Edildi, Yaş Sınırı Yok: Emeklilere Ücretsiz Olan Yerler ve İndirim Avantajları
Yeni düzenlemeyle Efes Antik Kenti'nden Göbeklitepe'ye, Topkapı Sarayı'ndan Sümela Manastırı'na kadar tüm müze ve ören yerleri emeklilere ücretsiz. Devlet Tiyatroları'ndaki tüm oyunlar emekliler ücret ödemeden izleyebilecek. Tabiat parklar ve milli park giriş ücretleri de emekliye ücretsiz oldu.
Pek çok tesis konaklama ve yemek indirimi var.
14 Ocak 2026 Çarşamba
Veda
Claudette Colvin hayatını kaybetti: ABD'de bir beyaza yer vermeyi reddeden ilk kişi
Jim Crow yasalarına göre otobüslerdeki koltuklar ırklara göre ayrılmıştı. Siyah yolcular arka koltuklara oturmak zorundaydı ve beyazlar için ayrılan bölüm dolduğunda şoför siyah yolcuların koltuklarını boşaltmalarını isteyebiliyordu.
Ayrıca siyah yolcuların beyaz yolcularla aynı hizada oturmalarına da izin verilmiyordu. Beyazların yanında boş koltuklar olsa bile siyahların arkaya geçmeleri gerektiği anlamına geliyordu.
Otobüs şoförü, 2 Mart 1955’te henüz 15 yaşındayken Montgomery şehir otobüsüne binen Colvin ve yanındaki diğer üç siyahi yolcuya yerlerini değiştirmelerini söyledi fakat Colvin oturmaya devam etti.
Şoförün polisi aramasının ardından Colvin polisler tarafından gözaltına alındı ve huzuru bozmak, ayrımcılık yasalarını ihlal etmek ve bir memura saldırmakla suçladı. Colvin, para cezası ve denetimli serbestlik cezalarına çarptırıldı.
Seçilmiş Mafya...
Trump her gün üstüne koyuyor: Kendisine 'pedofil hamisi' diyenlere hareket çekti
Trump en son Haziran 2025’te İsrail-İran ateşkesinin üç saat geçmeden bozulmasına sinirlenip ağzını bozmuştu: ”Uzun süredir deli gibi savaşan iki ülke var ve ne s*kim yaptıklarını bilmiyorlar. Bilmem anlatabildim mi?”
Bir süredir küfretmeyen 79 yaşındaki ABD başkanı dün (13 Ocak) Michigan eyaletindeki Ford fabrikasına gezmeye gitti.
New York Times’ın haberine göre fabrikayı gezerken bir grup Trump’a ‘pedofil hamisi’ diye bağırıp yuh çekti. Bunun üzerine ABD başkanı gruba orta parmağını gösterdi.
Trump’tan hukuku yok sayan sözler: Beni durduracak tek şey kendi ahlakım
Nöroloji
Beyin sağlığı ve akıllı telefonlar ile sosyal medya
Sosyal medya platformları insan beyninin ödül sistemini hedef alacak şekilde tasarlanıyor. Bildirimler, beğeniler ve kısa videolar anlık haz sağlıyor. Ancak bu sürekli uyarılma hali, uzun vadede dikkatin derinliğini azaltıyor. Odaklanmak zorlaşıyor, düşünceler kolay bölünüyor, zihinsel sabır giderek azalıyor. Bu tabloyla uyumlu olarak unutkanlığın erken dönemlerinde dikkat, planlama ve zihinsel esneklik en sık etkilenen alanlar olarak karşımıza çıkıyor.
Diğer önemli bir sorun, yüzeysel öğrenme. Bilgiyi kalıcı hafızaya almak için anlam, bağlam ve tekrar isteyen beyin, hız ve parçalanmış dikkat üzerine kurulu sosyal medyadan kaçınılmaz olarak olumsuz etkileniyor. Bir haberi okurken başka habere geçilmesi, videonun ortasında yenisinin başlaması, özellikle orta yaş ve sonrasında hafıza performansını olumsuz etkiliyor. Kitap okumak, tartışmak, problem çözmek gibi derin zihinsel faaliyetlerin yerini saatler süren kaydırmalar aldığında, bilişsel rezerv de giderek azalıyor.
Uyku ise çoğu zaman göz ardı edilen ama beyin sağlığı açısından kritik bir alan. Sosyal medyanın özellikle gece saatlerinde yoğun kullanılması, uyku süresini kısaltmakla kalmıyor; uykunun kalitesini de bozuyor. Zihinsel uyarılma ve sürekli tetikte olma hali, beynin dinlenmesini zorlaştırıyor.
Tamer Yazar Birgün
9 Ocak 2026 Cuma
8 Ocak 2026 Perşembe
Onlar kamu yöneticilerinin ruh sağlığını tartışırken...
Neoliberalizm, çılgın Trump ve faşist komplo
Taner Timur Birgün Pazar, 2021
ABD kamuoyunda “MAGA kalabalığı” (Make America Great Again Mob) olarak adlandırılan güruhun saldırısı, çıldırmış bir başkanın kışkırtmasıyla başlamıştı. Şimdi de herkes yaşanan “vahşet”in toplumsal nedenlerini ve olası sonuçlarını konuşuyor. Oysa ortalık hâlâ yatışmadı ve en büyük korku da 20 Ocak devir töreninin daha da vahim bir kalkışmaya yol açma olasılığı? 6 Ocak skandalını Cumhuriyetci çoğunluk da kınamış olsa bile, alarm zilleri çalmaya devam ediyor. YouGov anketine göre parti seçmenlerinin yarısına yakını da (yüzde 43’ü) işgali onaylamıştı!
Oysa aynı yıllarda ABD’de kapitalizm de kabuk değiştiriyor, J. Haskel ve S. Westlake’nin “Kapitalsiz Kapitalizm” (Princeton Uni. Press; 2017) adını verdikleri bir yapılanmaya yol açıyordu. Bu kapitalizmde maddi yatırımların yerini hızla yazılım, marka, tasarım, Ar-Ge vb gibi alanlara yapılan “gayri-maddi” (intangible) yatırımlar alıyordu. Örneğin Microsft’ta maddi sermaye, şirketin piyasa değerinin ancak yüzde 1’i kadardı. Üretimde fizikî emeğin yeri giderek azalıyordu; örneğin toplam borsa değeri 5 trilyon doları aşan beş dev şirketin (GAFAM: Google, Apple, Facebook, Amazon, Microsoft) çalıştırdıkları işçi sayısı ancak 1,2 milyon kadardı. Bu gelişme gelir dağılımındaki eşitsizliği de hızla artırıyor, sınıf çelişkilerini keskinleştiriyordu.
Bu kaygılar Trump’ın başkan seçilmesiyle bitmedi; aksine, daha da şiddetlendi. Demagog iş adamı Beyaz Saray’a oturalı henüz dört ay bile olmamıştı ki Yale, Harvard ve New York üniversitelerinden 27 psikiyatr bir araya geliyor ve ruh sağlığı olmayan bir başkanın “tehlikelerine” dikkati çekiyorlardı. Düzenledikleri konferansta (20 Nisan 2017), Amerikan Psikoloji Derneği’nin özel bir muayene yapılmadan kamu yöneticileri hakkında tanı konmasını yasaklamasına rağmen (Goldwater Rule), bu yasağı çiğniyor ve Hitler iktidara gelirken Alman aydınlarının ve psikiyatri derneğinin sessizliğini ibretle hatırlatıyorlardı. Bununla da kalmadılar, Trump tehlikesi hakkında bir de kitap yayımladılar. (The Dangerous Case of Donald Trump; Macmillan, 2017). Haklıydılar; dikkat çektikleri “tehlike” dört yıl sonra Capitol Hill’in işgaliyle çok daha vahim bir şekilde ortaya çıkacaktı.
























