9 Temmuz 2026 Perşembe

NATO ve SANAT

 

NATO MERKEZİNDEKİ BEDRİ RAHMİ MOZAİĞİ

   Geçtiğimiz günlerde Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanı İbrahim Kalın, Millî İstihbarat Akademisi’nin düzenlediği bir panelde NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray’e, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 1960’ta NATO’ya hediye edilen mozaiğinin, sanatçının kendi yağlıboya versiyonundan üretilmiş özel bir baskısını takdim etti.

Çoğumuzun haberi bile olmadı. Bazılarımız ise “ne güzel, Bedri Rahmi hatırlanmış” dedik.  Kendi adıma hatırlananın kim olduğundan emin değilim. Bedri Rahmi mi, yoksa Bedri Rahmi’nin ürettiği kabul edilebilir Türkiye imgesi miydi? Bunun cevabını aramak gerekiyor. Ancak baştan uyarmalıyım: Bu bir “siyaset dostunuz değildir” yazısı. Keza halk motiflerinden gurur duyarken, aynı halktan utanmanın neden ve nasıl mümkün olduğunun da bir hatırlatmasını yapmaya çalışacağım.[1]

   Bu nedenle şu soruyu sormadan ilerleyemeyiz: Türkiye bu mozaikle NATO’ya mı kendini anlatmıştır, yoksa NATO’nun görmek isteyebileceği Türkiye imgesine mi çevrilmiştir?

Sorunun cevabı, İbrahim Kalın’ın hediyeyi takdim ettiği anlarda Ankara’nın üzerine çöken adı konmamış OHAL atmosferinde saklı. Motifleriyle, renkleriyle, tarihsel sürekliliğiyle övülen halkın, NATO liderlerinin göz zevkini bozmaması için kamufle edilmesi, tutuklanması ya da susturulması ağır bir ironi. Bir zamanlar halkın halısını, kilimini, nakışını NATO duvarına gururla taşıyan devlet aklı, bugün aynı halkın canlı varlığından rahatsızlık duyuyor. Motifini sevse de sesinden ürküyor. Desenini armağan etmesine karşın bedenini gözden uzak tutmak istiyor. Halkı kültür nesnesine dönüştürdüğünde alkışlıyor, siyasal özne olarak karşısında gördüğünde güvenlik sorunu sayıyor. 

 

Dr. Çağatay Olgun   Sanatatak